Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

KANGAL DOG - KANGAL ÇOBAN KÖPEGI

TÜRKiYE  GEN KAYNAKLARI KANGAL DOG - KANGAL ÇOBAN KÖPEGI ANKARA KECISI NORDUZ KECISI BIYOCESITLILIK VE TÜRKIYE OZGECMIS YAYINLARI Catalog Contact

Kangal Çoban Köpeği

Yeni bir yüzyıla giren Dünyamızda her alanda olduğu gibi tarımda da büyük değişimler meydana gelmektedir. Geliştirilen yüksek teknolojiler bir yandan maliyeti artırmakta diğer yandan ise ürünün pazarda yüksek bir taleple karşılanabilmesi için maliyeti düşürme çalışmaları devam etmektedir. İnsanoğlu ülkesindeki en küçük artı değer yaratacak unsurları dahi ekonomiye kazandırmak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Böylece gerek ülke ekonomisine bir nefes aldırmaya çalışmakta gerek toplumun refah seviyesini yukarı seviyelere ulaştırmayı hedeflemektedir. Doğal kaynakların varlığı açısından ülkemiz oldukça şanslı bir durumdadır. Bununla birlikte bu varlıkların ekonomiye kazandırılmasında gösterilen çabalar hala yetersiz kalmaktadır.

Ülke insanının dengeli ve kaliteli beslenmesinde rol oynayan, hayvansal protein kaynağı olan koyun populasyonumuz 1998 yılı DİE verilerine göre 29 milyon baş civarında olup yıldan yıla azalmaktadır. Koyun yetiştiriciliğimizin yapısal durumu aile işletmeleri ve meraya dayalı bir yapı göstermektedir. Bu yapı özellikle İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde tipik bir biçimde göze çarpmaktadır. Meraya dayalı yetiştiricilikte sürünün geceyi mera üzerinde geçirmesi ise yaygın bir uygulama şeklidir. Bu uygulama koyun populasyonu büyük olan tüm ülkelerde ayni şekilde devam etmektedir. Uygulamanın tek dezavantajı ise sürünün yırtıcı hayvanlara karşı güvenliğinin sağlanmasında karşılaşılan zorluktur. Bu sorunun çözülmesinde ise en basit ve ekonomik yöntem sürüde koruma görevi üstlenen çoban köpeklerininin bulundurulmasıdır.

Bugünkü hayvancılık sistemlerinde A.B.D. ve Avusturalya gibi koyunculukta söz sahibi ülkelerde bu sorunu çoban köpeği kullanmak suretiyle çözmüşlerdir. Bu amaçla çeşitli ırklarda çoban köpeklerini bilimsel çalışmalar ile test etmişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre ırklara göre değişmekle birlikte çoban köpeklerinin sürüdeki yırtıcı hayvanlarda kaynaklanan zararları %50-80 azalttığına ilişkin sonuçlar elde etmişlerdir.Oransal olarak her ne kadar ülkemizde bı konuda bir bilgi bulunmasa da bu tür bir problemin olmamasından değil konuya olan ilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Bu neden konun sadece bir yönünü oluşturmaktadır. Koyunculuğun bir diğer sorunu ise toplumda saygı görmeyen fakat sürü idaresinde önem arzeden çoban ve çobancılık maliyetleridir. Bir çobanın yıllık ücreti 2-2.5 milyar civarındadır.Bu miktara ilave olarak çoban yardımcısı ve yemek giderlerinin de dahil edilmesi gerekmektedir. Büyük bir sürünün idaresinin ise tek bir çobanla mümkün olmayacağı konu ile ilginenlerce tahmin edilecektir. İşte bu giderlerin azaltılmasında ve sürünün güvenliğinin sağlanmasında bir çift çoban köpeği büyük önem kazanmaktadır. Sürü koruma köpekleri içerisinde gerek ülkemizde gerek yabancı ülkelerde önemli bir yere sahip olan köpek ise Kangal çoban köpeğidir.Bilindiği üzere Kangal köpeği Sivas ilimize bağlı Kangal yöresinden adını alan ve ülkemizin gen kaynağı olma özelliğini taşıyan bir ırkımızdır.

Kangal köpeğinin çoban köpekleri sınıflamasında üstün olarak değerlendirilmesi kuşkusuz vasıflarından kaynaklanmaktadır. İçgüdüsel olarak koruma güdüsünün gelişmiş olması, cesur olması, zarar verme özelliğinin düşük olması Kangal köpeğini tercih edilen bir ırk haline getirmektedir. Günümüzde gerek askeri alanda gerek polis teşkilatı tarafından Kangal köpeği amaca uygun olarak eğitilmekte ve oldukça başarılı bir biçimde ilgili alanlarda görev yapmaktadırlar. Cumhurbaşkanliği köşkünün korunmasında koruma özelliği nedeniyle başarılı şekilde görev yapmaktadırlar.

Son yıllarda büyük bir sermayenin döndüğü küçük ev hayvanları üretim ve pazarlama sektöründe de Kangal köpeği önemini artırmaktadır. Kangal köpeğinin özelliklerinin farkında olan bir grup ise çeşitli yollarla bu gen kaynağımızı yurt dışına çıkarmış ve adına çeşitli organizasyonlar bile kurarak konuya büyük önem vermişlerdir.Oysa ülkemizde bilimsel yöntemelere dayalı üretim yapan işletme sayısı yok denecek seviyededir. az sayıdaki bu işletmeler ilkel koşullarda üretim yapmakta ve küçük yaşta pazarlanan yavrular çoğunlukla ölmektedirler.

Kangal köpeğinin sayılan tüm bu özelliklerine birde ülke gen kaynağı olma özelliği eklendiğinde konuya gerekli önemin verilmesi gereği daha da artacaktır. Ülke tanıtımında çok çeşitli enstrumanlar kullanan ilgili kuruluşlar ülkemizin bir bölgesinin adını taşıyan bu materyali pekala bir reklam aracı olarak kullanabilirler. Konunun böyle bir öneme sahip olması Kangal köpeğinin ancak tüm yönleri ile bilinmesi ve üretiminin teşviki ile mümkün olacaktır.

Kngal Köpeğinin Kökeni

Köpeğin Anadolu'da varoluşu M.Ö.7000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bu tarihlerde Anadolu'da bulunan köpeklerin günümüz Kangal köpeğinin orijinini oluşturduğu konusunda çeşitli görüşler varsa da Anadoluyu işgal eden medeniyetlerin beraberinde getirdikleri köpeklerin bu ırkın oluşumuna katkıda bulunduğu söylenebilir. M.Ö.4000 yıllarında yazılı tarihin başladığı döneme ait Tibet tabletlerinde Kangal'ın bugünkü yapısına sahip köpeklerden bahsedilmektedir. Anadolu'nun geçmişine baktığımızda Anadolu Çoban Köpeğine (Kangal) benzer kalıntılara ilk olarak Hitit uygarlığı döneminde (M.Ö.2000-1180) rastlamak mümkündür. Köpeğin Anadolu'daki varlığı oldukça karmaşıktır. Zira Anadolu birçok defalar göçlere ve istilalara sahne olmuş bu nedenle değişik kültürlerin etkisi altında kalmıştır. Burada yerleşen uygarlıklar beraberlerinde çoban ve av köpeklerini de getirmişlerdir. Yerli köpekler önce Ortadoğu ırkları ile daha sonra da Selçuklu ve en son olarak da Osmanlı imparatorluğu döneminde getirilen ırklarla karışmışlardır. Özellikle İ.S.1000 yıllarında Orta Asya'dan göçerek Anadolu'yu ele geçiren Türk boyları uzun göçleri boyunca kendi köpeklerini de Anadolu'ya taşımışlardır. Bugün çeşitli isimler altında toplanan Anadolu çoban köpeklerinin çeşitlenmesinde bu karışımların büyük rolü olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde iki ayrı çoban köpeğinden bahsedilmektedir. Bu dönemde çok itibar gören bu köpekler saf olarak yetiştirilmektedir. Bu iki değerli ırktan Evliya Çelebi'nin seyehatnamesinde de bahsedilmektedir. Evliya Çelebi bu ırklardan birisinin Kastamonu bölgesinde yaygın olarak yaşadığı ve "Büyük Aslan" benzeri olarak nitelendirilen Samsun Köpeği olduğunu söylemektedir. Bu köpeklerin varlığı Yeniçerilerin içinde Samsuncu sınıfının varlığı ile de geçerlilik kazanmaktadır. İkinci ırk ise İmparatorluğun güney bölgelerinde yaygın olarak bulunan eşek büyüklüğünde ve bir aslan kadar yırtıcı olarak tanınan çoban köpeğidir. Bu ırklardan her ikisi de barış dönemlerinde bekçi köpeği olarak kullanılmakta ve oldukça da değer görmekteydiler.

Kayıt Tutma

Tüm yetiştiricilik sistemlerinde olduğu gibi köpek yetiştiriciliğinde de kayıt tutmanın önemi kuşkusuz büyük önem arzetmektedir. Özellikle küçük kapasitelerle yetiştirmeye başlayacak işletmelerin akrabalı yetiştirmenin getireceği dejenerasyonu engellemek açısından mutlak surette kayıt tutmaları gerekmektedir. Sürü büyüklüğü arttıkça damızlık erkek sayısının azalması mümkünse de küçük sürülerde kesinlikle bu sorunun göz önüne alınması gerekmektedir. On başlık bir sürüde erkek/dişi oranı 1/3 olabilirken 50 ve 100 başlık sürülerde bu oaran 1/4, 1/5 hatta 1/6 oranlarına kadar düşebilmektedir. Yetiştirme yapan işletmelerde kayıt tutmak aynı zamanda ana ve döllerinin takibi açısından da büuük yarar sağlamaktadır. genetik olarak sorunu olan bireyler erken dönemlerde üretimden çıkarılarak genetik kusurların önüne geçilir. Aynı zamanda hayvanın hakkındaki tüm bilgiler kayıtlarda mevcut olduğundan sağlıklı bir biçimde takibini yapmak mümkün olur. Uygulanacak kayıt sistemi işletmenin isteğine göre değişiklik gösterebilir. Buna karşılık tutulacak kayıtta mutlak surette kaydı tutulan bireyin anne ve babası ile büyükanne ve büyükbabasına ait bilgiler mevcut olmalıdır. Ebeveynlerden gelen kalıtsal bir kusur olup olmadığı kayıtta mutlaka belirtilmelidir. Doğum ve uygulanan aşılama programına ilişkin bilgilerde kayıtta bulunması gereken bilgilerdir. Kayıt tutan işletme her damızlığını mutlaka numaralandırmalıdır. En basit ve güvenli numaralama tekniklerinden biri ise tetovir ile numaralamadır. Eğer köpeğin kulağı çeşitli nedenlerden kesik ise bu durumda numaralama arka ayakların iç kısmına uygulanmalıdır.

Damızlık Seçimi

Bütün hayvancılık faaliyetlerinde olduğu gibi köpek üratiminde de damızlık seçimi en önemli konulardan birisidir. Damızlık seçiminde erkek ve dişi damızlıkların belirli özellikleri taşımaları kaliteli bir üretimin esasıdır. Seçilecek damzılık her şeyden önce üstün ırk vasıflarını taşımalıdır. Vücut normal gelişmesini tamamlamalı, vücut organları arasında bir uyum olmalıdır. Dişilerin yavruları sağlıklı bir şekilde büyütebilmesi için en az 8 meme başı olmalıdır. Yavrulara geçebilecek kalıtsal bir kusur (Kalça Displazisi gibi) taşımamalıdır. Seçilecek damızlık hayvan uysal ve iyi huylu olmalıdır. Dişi damızlıklar normalde 12-14 aylık yaşta kızgınlık gösterirler ancak anatomik açıdan tam olarak gelişim için en uygun çitleştirme yaşı 18 aylık yaşdır. Köpeklerin gebelik süresi 58-63 günler arasında değişim göstermektedir. Dişi köpeğe gebeliğinin 5. haftasından itibaren görev verilmemeli, aşırı sıcaklık değişimlerinden ve aşırı hareketlilikten de uzak tutulmalıdır. Bunlara ek olarak tükettiği besinlerin donmuş, küflü ve ekşi olmamsına dikkat edilmeli, içtiği suyun çok soğuk olmaması sağlanmalıdır. Doğum bölmesi temiz olmalı, hava akımlarına açık olmamalıdır. Bölme temiz ve rahatsızlık vermeyen türden altlıkla kaplanmalı ve doğum yapacak dişi köpek bölmede yalnız barındırılmalıdır. Kangal köpeklerinde ilk doğumda 1 ile 3 yavru, daha sonraki doğumlarda 3-10 yavru alınabilir. Genelde ilk doğumdan sonraki doğumlarda yavru sayısının meme sayısının üzerinde olması arzu edilmeyen bir durumdur. Doğum sonrası ananın bakımına dikkat edilmesi gereklidir. Not: Besleme ile ilgili detaylı bilgi için bağlantı kurunuz

Türk Çoban Köpeği Irkları

Ülkemizdeki çağdaş çoban köpeği ırklarının kökeni Ön Asya'nın tarihsel ırklarına, daha yakın zamanda ise Osmanlı ırklarına dayanmaktadır. Osmanlılar geçmişte çeşitli köpek ırklarını tanımış ve bunları safkan bir şelilde yetiştirmişlerdir. Ne var ki 19. ve 20. yüzyıllarda imparatorluğun hızlanan çöküşü ile padişahlık ve beyliklerin ortadan kalkması sonucu köpek yetiştirme geleneği de tarihe karışmıştır. Kurtuluş savaşı sonrasında ülkenin yeniden imarı ve rejim değişikliği, sorunların öncelik sırasını değiştirmiş, köpek ve köpek yetiştiriciliğide önemini kaybetmiştir. Bununla birlikte günümüzde köpek ve köpek yetiştiriciliği hızla gelişmekte ve pet sektörü ekonomik bir faaliyet dalı olarak dikkat çekmektedir. Ülkemizde bulunan mevcut köpek ırkları az olmakla birlikte özellikleri nedeniyle tanınan ve rağbet gören ırklarıdır. Doğu bölgemizde "Ovcharka" ırkı Rus asıllı bir köpek olmakla birlikte ülkemiz topraklarında da bulunmaktadır. Bu ırktan başka özellikle Batı Anadolu'da be batı geçit bölgelerinde bulunan en yaygın ırk Akbaş çoban köpeğidir. İç Anadolu'da ise özellikle Sivas ve komşu illerde Kangal çoban köpeği görülmektedir. Kangal ve Akbaş ırkının sınıflaması da Osmanlı sınıflamasından pek farklı değildir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta Kangal ile Akbaş çoban köpeklerinin kesinlikle birbirinden farklı olduğudur. Kangal ve Akbaş çoban köpeklerinin birbirlerinden farklı oldukları görsel olarak dahi fark edilebilmektedir. Zira Kangal çoban köpeğinde ağız kenarında siyah renkte bir maske bulunmaktadır. Oysa Akbaş çoban köpeğinde herhangi bir renklenme bulunmamaktadır. Kangal köpeğinde gövde boz ve boz gri renkli kısa ve sık bir kıl örtüsü ile kaplıdır. Akbaş çoban köpeğinde ise vücut tamamen beyaz renkte olup alacalı, benekli veya siyah renklilik kati suretle sözkonusu deildir. Akbaş köpeğinde kuyruk ise yine beyaz renkte fakat uzun tüylerle kaplıdır.

Kangal Irk Özellikleri

Burada verilen Kangal köpeğinin ırk özellikleri Türk Standartları Enstitüsü standartları ile birlikte merkezi Belçika'da bulunan uluslararası tescil federasyonunun standartlarına dayanmaktadır.

Özellikler: Koyun için kullanılan koruma köpeği olup orijinal ve aktif bir ırktır. Zor koşullara , aşırı sıcak ve soğuk hava şartlarına dayanıklıdır.

Genel Görünüm: İri, dik, uzun boylu, geniş ve sağlam vücut yapılı bir bekçi köpeğidir. Güçlü bir baş ve yoğun tüylü bir posta sahiptir. Güçlü görünümü olup çok hızlı koşma kapasitesi vardır.

Önemli Boyutlar: Ön çehre (yüz), üst çene kafatasından biraz daha kısadır.

Mizaç: Saldırgan olmamakla birlikte sağlam bir yapısı, cesur ve gözüpek bir mizacı vardır. Özgürlük doğası gereğidir. Çok zeki ve söz dinler bir yapısı olup yumuşak başlıdır. Gösterişli ve kendine güvenli bir görünümü vardır.Sadıktır ve sahibine karşı sevgi göstermeyi çok sever. Bununla beraber ergin hayvanlar ihtiyatlı oluşu ile dikkat çeker.

Kafa: Kafa büyüktür, fakat vücutla orantılıdır. Geniş kafada kulaklar arasında bir tepe mevcuttur. Ergin erkeklerin kafası dişi hayvanların kafasından daha geniştir.

Ön Görünüm: Köşeli bir yapısı vardır. Profili incedir ve keskin hatları yoktur. Vücut gittikçe incelen bir yapı ile sonlanır.

Burun: Bu konuda uluslararası tescil kuruluşu (FCI) burunda ırka özgü olan siyah maskenin olmamasını normal karşılamkla birlikte TSE standartlarında ve ilgili çevrelerde maskenin varlığı kabul görmektedir.

Dudaklar: Hafifçe sarkıktır ve dudak kenarları siyahtır. Üst dudak kenarları yandan bakıldığında alt çeneden uzun değildir. FCI, bu tür tanım vermesine rağmen genelde Kangal'da dudak sarkıktır.

Ağız: Dişer güçlü, iyi kapanış gösteren ve eksiksiz bir yapı gösterir.

Gözler: Kafatasının büyüklüğüne göre gözler küçüktür. Başın iki yanına düzgün yerleşmiştir. Göz rengi altın sarısından kahverengiye kadar değişmektedir.

Kulaklar: Orta büyüklükte köşeli bir yapısı vardır. Kulaklar yanlara doğru sarkık bir yapı gösterir. Kulağın ön ucu yanağa doğru asılı bir hal alır ve uyarı anında dikilir.

Boyun: Biraz kabarık, kuvvetli ve kaslıdır. Vücut uzunluğu ile uyumludur ve hafif bir gerdan vardır.

Vücut: Güçlü, kaslı fakat asla yağlı değildir.

Sırt: yatay bakıldığında bacak uzunluğu vücut uzunluğuna göre oransal olarak daha kısadır. Bel üzeri ise hafif kabarıktır.

Karın: Derin göğüs ve şişkin karın geriye gidildikçe incelerek araka bacaklar ile birleşir. Genelde karın ince ve düz bir yapı gösterir.

Göğüs: Dirsek noktasına kadar uzanır, kaburgalar yay gibi geriye doğru kıvrılmıştır. Göğüs, geniş ve derin olarak tanımlanabilir.

Kuyruk: Kuyruk uzun ve yüksek bir duruşa sahiptir. Kuyruk yukarı doğru 360 derece kıvrılmıştır.

Omuzlar: Gelişmiş kaslı bir yapı gösterir.

Ön Bacaklar: Düzgün ve gelişmiş ön bacaklara sahiptir. Bacak boyu yeterince uzundur.

Dirsekler: Serbest hareket eden sıkı bir eklem yapısı gösterir.

Ayaklar: Güçlüdür, yan taraftan bakıldığında biraz eğimli bir yapı gösterir. Patilerin tabanı zayıftır. Ayak parmakları kabarık ve kemerlidir. Tırnaklar kısadır.

Post: Tüyler kısa veya yarı kısadır. Yoğun bir kıl örtüsü Post rengi açık bejden gri-sarı-beyaz renge kadar değişen tonlarda, başta burun, ağız, kulak ve göz çevresi kırçıl siyah renkte ön ayaklar beyaza yakın açık renktedir.

Vücut Ölçüler ve Ağırlık: FCI'ya göre erkek hayvanda vücut yüksekliği 74-81 cm, ağırlık 50-65 kg , dişi hayvanda vücut yüksekliği 71-79 cm, ağırlık 40-55 kg.dır.

Kangal Köpeği Barınakları

Barınaklar kangal köpeğinin yetiştirme şekline ve amacına göre farklılık gösterir. kangal köpekleri genelde ev dışında görev aldıklarından barınaklar bu nokta göz önünde tutularak tasarlanmalıdır. Barınaklar bu nokta göz önünde tutularak tasarlanmalıdır. Barınaklar tek veya toplu yetiştiriciliğe göre farklı şekilde inşa edilirler. Doğal olarak breysel yetiştiricilikte bir köpeğe ait olan kulübeler tercih edilir. Bu tip kulübeler; yeme ve yatma bölümlerinden oluşmaktadır. Kulübenin çatı kısmı meyilli olup öne doğru çıkıntılı bir bölme olmalıdır. Kulübenin genişliği en az 100 cm, yüksekliğinin ise 80 cm olması yeterlidir. Kulübe zemini düz ve boyalı olmalı buna karşın çivi ve kıymık benzeri rahatsızlık verici çıkıntılar içermemelidir. Toplu üretim yapılan işletmelerde barındırılacak köpekler için barınaklarda farklı şekilde tasarlanıp inşa edilmelidir. Bu tip barınakların hayvanın soğuk havalarda girebileceği kapalı bir kısmı olmalıdır. Buna ek olarak doğum ve çiftleştirme bölmeleri de toplu yetiştiricilik yapılan bir işletmede bulunması gereken birimlerdir. Yine köpeklerin barınaklarında kullanılan yem ve su kapları çelikten olmalı pas ve kire müsait kaplar kullanılmamalıdır. Barınakların temizliği köpek yetiştiriciliğinde en önemli husustur. Mutlak surette günde iki kez olmak üzere barınakların temizliği yapılmalıdır. Barınakların dezenfeksiyonu özenle yapılmalı hastalık etmenlerine uygun ortam yaratılmamalıdır. Köpek yetiştiriciliği yapan bir işletmede bulunması gereken bir kısım ekipmanlar ise şunlardır: Deri tasma veya Zincir tasma, Sevk kayışı, Bağlama zinciri, Ağızlık, Fırça. Not: Konu ile ilgili detaylı bilgi için bağlantı kurunuz.