Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

TÜRKİYE GEN KAYNAKLARI

TÜRKiYE  GEN KAYNAKLARI KANGAL DOG - KANGAL ÇOBAN KÖPEGI ANKARA KECISI NORDUZ KECISI BIYOCESITLILIK VE TÜRKIYE OZGECMIS YAYINLARI Catalog Contact

Yeni bir yüzyıla giren dünyamızda teknolojik gelişmeler başdöndürücü bir hızla ilerlemektedir. İnsanoğlunun her geçen gün daha iyi bir yaşam kalitesi elde etme isteği, doğal dengenin bozulmasını da beraberinde getirmektedir. Bozulan doğal dengenin insan hayatını kimi zaman tehdit eder duruma gelmesi ise insanoğlunu acilen bozulan doğal dengeyi yeniden kurmaya zorlamıştır. Çevre kirliliği, doğal kaynakların kirliliği, gürültü kirliliği, hava ve su kaynaklarının kirliliği gibi sorunların yanısıra bitki ve hayvansal çeşitliliğin giderek azalması da bir başka tehlikeyi oluşturmaktadır. Biyolojik çeşitliliğin insan hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olduğu ve çeşitlilik olmaksızın ilerlemenin mümkün olmayacağı konusu ilgili başlıklar altında özetlenmiştir. Türkiye'nin biyolojik çeşitlilik ve gen kaynakları varlığı açısından sahip olduğu zenginlik eşine az rastlanan türdendir. Hayvan gen kaynakları arasında ise ilk akla gelenler; Ankara Keçisi, Kangal Köpeği, Van Kedisi, Ankara kedisi, Denizli Horozudur. Bunlara daha birçok bitkisel ve hayvansal kaynakları eklemek mümkündür. Bu kaynaklardan bir kısmı yok olmuş, bir kısmı yok olma tehdidi altında bulunmaktadır. Öyleki Ankara Tavşanına artık Ankara civarında rastlamak mümkün olmamakta ancak yabancı araştırma kurumlarının yayınlarında rastlanmaktadır. Ekonomik rekabetin en acımasız koşullara dayandığı bir dünyada ülkeler sahip oldukları varlıkları en ince ayrıntısına kadar araştırmakta ve bu kaynakları ekonomisine artı değer olarak kazandırmanın yollarını araştırmaktadır. Bu amaçla bazı ülkeler sahip olduğu gen kaynağı özelliği taşıyan hayvanları reklamlarda kullanmakta, sergilemekte veya ihraç ederek parasal değere dönüştürmektedirler. Bu amaçla Türkiye'nin en kısa sürede sahip olduğu kaynakları bir politika çerçevesinde ülkemize katkı sağlayacak bir duruma getirmesi kaçınılmazdır. Başlangıç olarak ise tehdit altında olan gen kaynaklarımız ile ekonomik öneme sahip çeşitlerin öncelikle değerlendirilmesi isabetli olacaktır

 

20276

GENETİK ÇEŞİTLİLİK NEDİR ? NİÇİN ÖNEMLİDİR ?

Biyolojik çeşitlilik; canlıların genetik yapılarına bağlı olarak meydana getirdiği tür toplulukları arası ve türler içi farklılığın bütünü olarak tanımlanabilmektedir. Farklı ekolojiler; milyonlarca yıllık evrim sürecinde farklı ırkları meydana getirmişlerdir. Yine farklı ekolojilerde farklı canlılardan olusan farklılıklar bütünüde biyolojik çeşitlilik olarak adlandırılabilmektedir.

İnsanlık evrim sürecinde,doğayı daima sosyo-ekonomik düzeyini yükseltmede birincil derecede bir kaynak olarak kullanmıştır. Kaynakların aşırı ve düzensiz  kullanımı sonucu ortaya çıkan sorunları  önceleri gözardı etmiştir. Sorunlar önemini artırdığında ise gerekli önlemler alınmaya çalışılmıştır. Bilindiği üzere doğada tüm işleyiş bir dişli sistemine uygun olarak calısır. Dişlilerden bir tanesindeki aksama bütünsel işleyişte hemen etkisini gösterir. Yağmur ormanlarının yokedilişi yağış düzeninde yani iklimsel dengenin bozulmasında, fabrika bacasından çıkan zararlı gazların ozon tabakasını inceltmesi konuya en çarpıcı örneklerden ikisini oluşturur. Bilinçsiz şekilde buğday ekim alanlarında  uygulanan zararlı mücadele ilaçları  (DDT) yılanların ölümüne  bunun sonucu ise  farelerin aşırı artışı doğal dengelerin birbirleri ile ne ölçüde ilişkili olduğunu göstermektedir. Yine bıldırcınların doğada süne ve kımıl gibi zararlılara karşı doğal bir koruma faktörü oldukları ilgili çevrelerce bilinmektedir. Bilinçsiz kullanılan bitki koruma ilaçları bıldırcınların yaşama alanlarını tahrip etmiş bunun doğal sonucu olarak da süne ve kımıl zararlılarının artışı buğday veriminde azalma ile kendini göstermiştir.

Biyolojik çeşitlilik niçin önemlidir? sorusunun ilk yanıtı yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere ekolojinin işleyişinin devamlılığı için önemli olacaktır. Doğal olarak bunun dışında da birçok konuda yaşamsal ve ekonomik potansiyel olarak  büyük öneme sahiptir.Tıp ve eczacılık tarihinde bitkilerden  yapılan ilaçların ve özütlerin varlığı insanlığın tarihi kadar eskidir. Antibiyotiklerin babası sayılan penisilin, sıtmaya karşı kullanılan kinin, kansere etkili olan vinkristin ve vinblastin adlı ilaçların etkicil maddeleri doğadaki bitkilerden elde edilmişlerdir. Daha sonraları bu maddeler sentetik yollarla labaratuvarlarda üretilerek  insanlığın kullanımına sunulmuşlardır. Farmakologlar birkaç yıl öncesinde dahi reserpin ve reserpin benzeri alkaloidlerinden elde edilen ürünlerin ilaç sanayindeki değerinin yüz milyonlarca dolar olarak ifade etmekteydiler. Bitki türü olarak 250.000 değişik türün varlığı bilinmekle beraber henüz bunların sadece 5000 tanesinin ilaç sektöründe kullanıldığı bilinmektedir.

Biyolojik çeşitliliğin önemi sadece bununla da kalmamaktadır. Özellikle tarım sektöründe  yapılan her çalışma çeşitliliğe dayalıdır. Artan Dünya nüfusunu doyurmak gibi bir sorunu zorunda olduğumuz bilinmektedir. Bu sorunu ise ancak birim alandan elde edilen verimin artırılması ile çözmemiz mümkündür. Artık bir dönüm topraktan on kilogram ürün elde etmenin sorunlara çözüm getirmesi olası değildir. Buna birde giderek azalan tarım topraklarının miktarı ve toprak kalitesindeki  düşüşler eklendiğinde günümüz tarımcılarının biyolojik çeşitliliğe dayalı biyoteknolojik çalışmaları yapmaları kaçınılmaz olmaktadır. Tüm bu olumsuzluklara insanoğlunun dengeli beslenme isteği de eklenirse sorun iyice karışık bir hal alacaktır. Tüm bu gereksinmelere cevap olacak çalışmalar besin maddeleri üretiminde birim alandan maksimum verim almak için daha yüksek genetik kapasitede tür ve ırkların geliştirilmesi olacaktır. Genetikte temel prensiplerden biri, canlının veriminin genetik potansiyeli ile sınırlı olduğudur. Canlıya uygun ortam sağlandığında göstereceği en üst verim seviyesi  genetik kapasitenin izin verdiği düzeyde olacaktır. İşte bu düzey yakalandıktan sonra yine de yeterli görülmüyorsa daha yüksek verimli varyetelerden üstün verimli genleri transfer etme gereği vardır. Bunun içinde temel kural transfer edilecek genlere sahip bireylerin varolmasıdır. Böyle bir durum ise ancak çeşitliliğin oldukça geniş bir variyasyon gösterdiği canlı populasyonlarında sözkonusudur. İstediğimiz özelliğin yeni geliştirilen  bir varyetede bulunmasını istediğimiz durumlarda da  çözüm yine istenen özelliğin transferi ile mümkündür. Tüm bu gereksinmelerin karşılanabilmesi ise, ancak farklı genetik yapıya sahip bireylerin bulunduğu, biyolojik çaşitliliğin var olduğu populasyonların varlığı ile mümkündür.

 A.B.D.'de 1970 yılında bir çeşit pas hastalığı mısır tarlalarındaki ürünün %15'ni yok ederek yaklaşık ülke ekonomisine 2 milyar dolarlık bir zarar vermiştir. Bunun çözümüde uzmanlar tarafından Meksika'da bulunan yerel bir mısır çeşidinden gen transferi yapılarak bulunmuştur.

Öyleyse biyolojik çeşitlilik insanlık için yaşamsal öneminin yanısıra ekonomik, ekolojik ve estetik açıdan oldukça büyük önem arzetmektedir diyebiliriz. Konunun önemini kavrayan ülkeler gerekli önlemleri almış olup bu önlemleri daha da artırma veya etkinleştirme yollarını araştırmaktadırlar